Keşke çaldığımı geri verebilsem. Globalleşme ile yozlaşma arasındaki ince çizgi, adı üzerinde ince fakat belirgindir. Konuşurken seçilen kelimeler insanların tercihidir; bu tercih bir tarz ortaya koyar. Bu tarzları değerlendirmek de diğerlerinin tercihidir. Kimi olumsuz, kimi olumlu değerlendirir; kimi ilgilenmez, değerlendirmede bulunmaz. Ben olumsuz değerlendirme hakkımı kullandım. Bu tarzı eleştirirken üzerinde durduğum nokta, bu insanların Arapça - Farsça kelimelere anti pati duyup kullanmamaya gayret etmesi, buna mukabil Latin, Anglo - Sakson kökenli ne varsa kolayca benimseyip kullanmalarıdır. Kısacası eskiye nefret, modaya hürmet. Halbuki dönemin Arapça - Farsça yeğleyenleri de modaya hürmet etmemişler miydi? Ve bu hürmet vesilesiyle Türkçeye darbe vuranlar bunlar değil miydi? Bu insanlar ile diğerleri arasındaki tek fark dönem farkıdır. Eğer bugün yukarıdaki kelimelerle konuşanlar Osmanlı' da yaşaydılar aynı Arapça - Farsça modasının en hararetli takipçileri olacaklardı. Çünkü bu bir yapı meselesidir. Bu yapı o zaman öyle davranmalarını gerektirecekti. Benim buradaki eleştirim sâde cümle içinde yabancı terkipler kullanmalarına değil, aynı zamanda onlar gibi davranmalarına rağmen kendilerinden 3 - 5 kuşak evvel yaşayan seleflerine karşı takındıkları negatif tavradır. Burada basit bir tercih sözkonusu değil; çünkü bu, bundan daha fazla ikiyüzlülük içeriyor