Gönderen Konu: Türkçe Katliamı  (Okunma sayısı 1990 defa)

Çevrimdışı dlyalcin

  • Penguen
  • ***
  • İleti: 296
  • Dağıtım: Qiana
Türkçe Katliamı
« : 15 Nisan 2014, 04:28:34 »
Öztürkçeci değilim; lâkin aşşağıdaki örnek beni bile rahatsız etti. Ekşi Sözlükte' ki Machine Language başlığından:

"eğer bu dili biliyorsanız, assembler ve disassembler ile reverse engineering yapmanız mümkündür."

Bu cümleyi okuduktan sonra branşlarda uzmanlık taslayanların yeni yetmelerden daha fazla Türkçe' ye zarar verdiği kanaâtine vardım. Gençler hiç olmazsa dili yine kendi kuralları çerçevesinde bozuyorlar. Fakat yukarıdaki tarz bi' cümle Osmanlı' daki Arapça - Farsça terkiplerin günümüz versiyonu. Burada '' Arapça - Farsça terkiplerin günümüz versiyonu '' ile kastettiğim şey dildeki yabancı kelimeler değil, tam tersine engineering yapmak gibi bir ifâdenin sanki bi' gramer ögesiymiş gibi cümleye sokulması. Yabancı kelimeler her zaman olacaktır. Bu Türkçeye zarar vermez. Fakat gramer yapısının bozulması dile zarar verir. Buna rağmen yabancı kelimeleri yukarıdaki assembler, disassembler biçiminde zorlayarak kullanmak ayrı bir hata örneği. Bu '' Sözcük '' yerine '' Kelime '' demek gibi masum bi' tercih değil, tam tersine gereksiz Arapça, Farsça kelime kullanarak aydınlığını vurgulamak isteyen eski Osmanlı aydınlarının içine düştüğü hatanın 21. YY versiyonu

Çevrimdışı kuzgun_

  • Çaylak Penguen
  • **
  • İleti: 107
  • oldu da "yok" mu dedik.
  • Dağıtım: Linux Mint 17
Ynt: Türkçe Katliamı
« Yanıtla #1 : 15 Nisan 2014, 17:51:08 »
Hayatımdan 2 dakika çaldın.. Bu yeni bir şey değil, yıllardır Türkçenin katliamını her yerde görüyoruz. ve toplum olarak tepkisiz kalıyoruz. sanırım Fransızca hariç tüm diller İngilizce tarafından katlediliyor. Her ne kadar "dil" bir ülkenin, milletin geçmişi ve geleceği olsa da, ekonomi, kültür, para, insan vb gibi dil de özünü kaybederek globalleşiyor .

Çevrimdışı dlyalcin

  • Penguen
  • ***
  • İleti: 296
  • Dağıtım: Qiana
Ynt: Türkçe Katliamı
« Yanıtla #2 : 15 Nisan 2014, 22:11:24 »
Keşke çaldığımı geri verebilsem. Globalleşme ile yozlaşma arasındaki ince çizgi, adı üzerinde ince fakat belirgindir. Konuşurken seçilen kelimeler insanların tercihidir; bu tercih bir tarz ortaya koyar. Bu tarzları değerlendirmek de diğerlerinin tercihidir. Kimi olumsuz, kimi olumlu değerlendirir; kimi ilgilenmez, değerlendirmede bulunmaz. Ben olumsuz değerlendirme hakkımı kullandım. Bu tarzı eleştirirken üzerinde durduğum nokta, bu insanların Arapça - Farsça kelimelere anti pati duyup kullanmamaya gayret etmesi, buna mukabil Latin, Anglo - Sakson kökenli ne varsa kolayca benimseyip kullanmalarıdır. Kısacası eskiye nefret, modaya  hürmet. Halbuki dönemin Arapça - Farsça yeğleyenleri de modaya hürmet etmemişler miydi? Ve bu hürmet vesilesiyle Türkçeye darbe vuranlar bunlar değil miydi? Bu insanlar ile  diğerleri arasındaki tek fark dönem farkıdır. Eğer bugün yukarıdaki kelimelerle konuşanlar Osmanlı' da yaşaydılar aynı Arapça - Farsça modasının en hararetli takipçileri olacaklardı. Çünkü bu bir yapı meselesidir. Bu yapı o zaman öyle davranmalarını gerektirecekti. Benim buradaki eleştirim sâde cümle içinde yabancı terkipler kullanmalarına değil, aynı zamanda onlar gibi davranmalarına rağmen kendilerinden 3 - 5 kuşak evvel yaşayan seleflerine karşı takındıkları negatif tavradır. Burada basit bir tercih sözkonusu değil; çünkü bu, bundan daha fazla ikiyüzlülük içeriyor